10 Nisan 2023, 04:58 tarihinde eklendi

Meclis tatile girdi, ek vergide şimdi neler olabilir?

Meclis tatile girdi, ek vergide şimdi neler olabilir?

Ek vergi hakkında münferit dava açmak isteyenlerin çok az bir süresi kaldı

Değerli okurlar, deprem nedeniyle bir defaya mahsus alınması öngörülen “ek vergi” bir gece vakti Meclis Genel Kurulunda Yapılandırma Kanunu görüşülürken verilen bir önerge ile ansızın geliverdi.


Ek vergi için yapılan geçmişe yürüme, öngörülebilirlik, eşitlik ve mali güce göre vergi ödeme ilkeleri yönünden Anayasaya aykırılık eleştirilerine girmeyeceğim. Çünkü sonuna kadar haklı bu eleştiriler…

 

Anayasaya aykırılık ve iptal olasılığı…

Deprem nedeniyle getirilmiş olması, kamu yararı ve verginin matrahı olarak her ne kadar 2022 yılı kazançları alınmış olsa da 2023 yılında tahakkuk eden özel bir vergi olarak değerlendirilebileceği gibi nedenlerle ek verginin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilme olasılığını düşük buluyordum. Daha önce benzeri vergilerin Anayasa Mahkemesince iptal edilmemiş olması ve tabii ki duygusal bir toplum oluşumuzun doğurduğu psikolojik nedenlerin de bu görüşümde etkisi olmuştu.

Ancak şimdi öyle düşünmüyorum. Dava açan mükellefler mutlaka olacaktır. Eğer Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülüp konu itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine taşınırsa, iptal edilme olasılığın yüksek olduğunu düşünüyorum. Anayasa Mahkemesi, eğer konu önüne gelirse bu verginin eski versiyonlarından farklı olarak teknik olarak içerdiği hataları da mutlaka değerlendirecektir.

Maliye Bakanlığı ek verginin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi olasılığını ya ciddiye almıyor ya da iptal edilebileceğini bile bile hareket ediyor.

Çünkü geçen hafta kurumlar vergisi beyanname formatında ek vergiye dönük yapılan değişiklikler, ek verginin 2022 yılı kurumlar vergisine ek, bir anlamda asgari kurumlar vergisi niteliğinde olduğunu pekiştiriyor. Anlaşılan odur ki, ek vergi 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden tahakkuk ettirilecek. Yani Maliye verginin iptal edileceğini düşünenlere bu yaklaşımı ile bir anlamda destek verdi.

Üstelik bu verginin “kazanç üzerinden alınan bir vergi” olduğu ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarından etkilenmesi gerektiği yönündeki görüşler de gittikçe ağırlık kazanıyor. Maliyenin de çıkaracağı tebliğde böyle değerlendirme yapması bekleniyor.

Uzatmayalım, Maliye'nin son değişiklikleri sonrasında ek verginin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilme olasılığının arttığını düşünüyorum.

Son gelişmeler bana, “Ek vergi ileride iptal edilecek olsa da bugünden tahsil edelim, çünkü deprem ve ekonomik kriz nedeniyle paraya çok ihtiyacımız var; sonra gerekirse iade ederiz” şeklinde özetlenebilecek bir bakış açısını düşündürüyor. Aynen geçmişte, iptal edileceğini bile bile Bütçe kanunlarına konulan hükümler gibi… Malûm Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümüyor!

 

İyileştirme beklentileri…

Ek vergiye pek çok haklı eleştiri var, ancak en haklı ve yaygın olanları üç nokta üzerinde yoğunlaşıyor.

Birincisi, gerçek bir vergi istisnası olmayıp, mükerrer vergilemeyi ve efektif vergi yükünün hedeflenen orandan daha yükseğe çıkmasını önleyen iştirak kazançları istisnasının bu vergi kapsamına alınmış olması.

Bunun teknik bir hata olduğu çok açık, ancak istisnanın bu özelliği bilinerek kapsama alındığını düşünüyorum. Çünkü amaç nasıl olursa olsun fazla vergi toplamak! Sanırım en çok yararlanılan istisnalardan olması ve hedeflenen tahsilata vereceği katkı, bu istisnanın kapsama alınmasına neden olmuş. Ayrıca temettü geliri elde eden kurumlara bu yolla nakit girişi olduğu ve bu kurumların ödeme gücünün yüksekliği de kanun koyucuyu etkilemiş olmalı!

Yapılandırma Kanunu ile kurumların gerçek kişi ortaklarından olan alacaklarının yüzde 3 vergi alınarak silinmesine olanak sağlanırken, tam mükellef kurumların elde ettikleri resmi kar payları üzerinden yüzde 5 ek vergi alınması haklı olarak çok eleştiriliyor. Yani devlet kurumsallaşmayı adeta cezalandırıyor! Gerçek kişi ve yabancı ortakların elde ettikleri kâr paylarının ek vergiye tabi olmadığını da hatırlatalım.

İkinci en çok eleştirilen konu, emisyon primlerinin kapsama alınması. Bu da iştirak kazançları gibi gerçek bir istisna, hatta kazanç bile değil. Emisyon primleri aslında ortakların şirkete koyduğu sermayeden farksız. Nitekim Türk Ticaret Kanununa göre “yasal yedek akçe” niteliğinde ve çıkarma giderleri düşüldükten sonra doğrudan yasal yedek akçe olarak kayda alınıyor.

Emisyon primi uygulaması günümüzde yeni ortak girişinde yaygın olarak kullanılan bir yöntem. Mevcut ortaklarla yeni giren ortakları eşitleyen, mevcut ortakların haklarını koruyan bir mekanizma. Yeni ortaklar da ortaklığa hisse alımı yoluyla değil, doğrudan ortaklığa sermaye ve emisyon pirimi koymak suretiyle katılmayı tercih edebiliyorlar.

Bu model girişimcilik ekosistemi tarafından da yaygın olarak kullanılmakta. Bunun ek vergi yoluyla geriye dönük vergilenmesinin göründüğünden çok olumsuz etkileri olabilir. Genç girişimcilerimizi başka ülkelere kaybedebiliriz!

Üstelik 2022 yılı halka açılmaların yoğun olduğu bir yıldı, bu nedenle de ekonomik etkileri sanılanın üzerinde olabilir.

Üçüncü nokta ise teşvikli yatırımlar için yararlanılan indirimli kurumlar vergisi matrahı üzerinden de bu verginin alınacak olması. Kazanılmış hakların korunması esastır. Belli yatırımları desteklemek amacıyla sağlanan bu vergi teşvikinin, ek vergi ile üstelik vergi indirim oranı farklılığı gözetilmeksizin ek vergi matrahına alınması, başta bu açıdan hatalı olmak üzere birçok olumsuz sonuç doğurabilecek nitelikte.

Yatırımcılar 2023 yılı planlamalarını bu maliyeti dikkate almadan yaptılar. Ek verginin 2023 yılında yatırım harcamalarına tahsis edilecek kaynakları azaltacağını, istihdam ve ihracat üzerinde de azaltıcı etkileri olacağını söylemek kehanet olmaz.

Ek vergi, henüz yatırımına yeni başlamış yatırımcıların yatırım projelerinden vazgeçmelerine dahi neden olabilir!

Bu eleştirilerin gerek münferit gerekse işveren örgütleri tarafından siyasilere ve Maliyeye aktarılması, mükelleflerde iyileştirme beklentileri yaratmıştı. Kanun değişikliği ve bazı konularda tebliğ ile sorunlar giderilebilir, diye düşünülerek iyimser bir hava oluşmuştu. Ancak Meclisin tatile girmesi ve Maliyenin beyanname değişikliklerini açıklaması ile birlikte bu iyimser hava bir anda ortadan kalktı.

Meclis tatile girdiğine göre bundan sonra neler yapılabilir?

Meclis 7 Nisan 2023 Cuma gününden başlamak üzere, seçim sonuçlarının Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilanını takip eden üçüncü günde toplanmak üzere tatile girdi.

Böylece ek vergide, 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesinden önce yasal düzenleme yapılması olasılığı ortadan kalktı.

Gözler şimdi Maliye Bakanlığı'na çevrildi.

Maliye tebliğ yoluyla bazı konularda sorunu çözebilir. Tavsiyem, moralleri bozmadan tebliğ önerilerinin Maliye'ye aktarılması yönündedir. Seçim, bürokratlarda da inisiyatif kullanma konusunda isteksizliklere sebep olabilir. Bunu da düşünmeden ısrarla konuyu gündemde tutmak doğru bir yaklaşım olacaktır.

Ayrıca ek vergi hakkında münferit dava açmak isteyenlerin çok az bir süresi kaldı. Dava açma hazırlıklarının da bir an önce başlatılması değerlendirilmelidir.

Tebliğ ile çözülebileceğini düşündüğüm konular…

* İştirak kazançlarında kanunla düşük oran belirlenmek suretiyle bu kazançların ek vergi kapsamında olduğu tartışmasız bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu nedenle iştirak kazançlarında dava seçeneği dışında uygulanabilecek bir çözüm yolu bulunmuyor.

* Emisyon primi gerçek bir istisna değil, kanunda istisnalar arasında sayılmamış olsaydı vergiye tabi tutulamayacaktı. Bu nedenle Maliye çıkaracağı tebliğde, emisyon primi üzerinden ek vergi hesaplanmayacağı yönünde açıklama yapabilir. Böyle bir açıklama kanuna uygun olur. Maliye maalesef bu konudaki görüşünü, kurumlar vergisi beyannamesinde yaptığı değişiklik dolayısıyla (mükellefler bakımından) olumsuz yönde açıklamıştır. Beyanname formatında, emisyon primleri üzerinden ek vergi hesaplanması öngörülmektedir. Bu hatalı yaklaşımdan dönülebilir. Ben en çok bu konuda umutluyum.

* İndirimli kurumlar vergisi matrahı üzerinden ek vergi tahsil edilebilir, ancak tebliğ ile devreden katkı tutarlarının yararlanılmayan indirime (hesaplanan ek vergiye) tekabül eden kısmının ileride kullanılabileceği yönünde açıklama yapılabilir. Böylece yatırımcılarımız bir taraftan ek vergi ödeyerek deprem harcamalarına dolaylı olarak katkıda bulunurken (çünkü ek vergi genel bütçeye dahil edildiği için tamamının deprem için kullanılacağının garantisi yok, ancak 100 milyar TL civarında olduğu beklenen ek vergi tahsilatının çok üzerinde kamu harcaması yapılacağı anlaşılıyor), diğer taraftan sonraki yıllarda devreden katkı tutarının kullanıma bağlı olarak, teşvik mevzuatının sağladığı kazanılmış haklarından da yararlanmış olurlar.

Ödeme kolaylığı sağlanabilir…

Ek vergi, Yapılandırma Kanununa ilave edilen hükümle ihdas edildi. Ödemesi için de iki taksit öngörüldü. Yapılandırma Kanunu ile çeşitli aşamalardaki kamu alacakları için 48 aya varan taksitle ödeme seçeneği sunulurken, aniden getirilen ek vergi için cimri davranılmış olması, açık bir çelişki.

Artık kısa vadede kanuni düzenleme çıkarılamayacağına göre Maliye'nin 6183 sayılı Tahsilat Kanunu'nun 48. maddesindeki tecil ve taksitlendirme yetkisini kullanarak ek vergi için avantajlı bir ödeme seçeneği oluşturması mutlaka düşünülmelidir.

 

Erdoğan Sağlam

t24comtr

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *