07 Eylül 2022, 08:11 tarihinde eklendi

TÜRKİYE’DE YERLEŞİK KİŞİLERİN YABANCI ÜLKEDEKİ ORTAKLARINA, ANA ŞİRKETE VEYA GRUP ŞİRKETLERİNE DÖVİZ YA DA TL KREDİ AÇMASININ KAMBİYO, TTK VE VERGİ MEVZUATI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

TÜRKİYE’DE YERLEŞİK KİŞİLERİN YABANCI ÜLKEDEKİ ORTAKLARINA, ANA ŞİRKETE VEYA GRUP ŞİRKETLERİNE DÖVİZ YA DA TL KREDİ AÇMASININ KAMBİYO, TTK VE VERGİ MEVZUATI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Konu : Türkiye’de yerleşik kişilerin yabancı ülkedeki ortaklarına, ana şirkete ve grup şirketlerine döviz

veya TL kredi açması hakkında kambiyo, TTK ve vergi mevzuatındaki düzenlemeler


 

A-Kambiyo mevzuatı açısından TCMB Sermaye Hareketleri Genelgesinin 48. maddesinde konu ile

ilgili açıklamalar aşağıdaki gibidir;

  1. Türkiye’de yerleşik kişilerce yurt dışında pay sahibi olduğu ortaklıklara ( iştiraklerine ) , yurt

dışındaki ana şirkete ve grup şirketlerine ( ortaklarına veya ortaklarının ortak olduğu şirketlere )

 döviz veya Türk Lirası kredi açılabilir.

  1. Bu kredilerin bankalar aracılığıyla yurt dışına transfer edilmesi zorunludur. Bu krediler doğrudan yurt dışına transfer edilebilir veya yurt dışında yerleşik şirketin Türkiye’deki hesaplarına Türk Lirası veya döviz olarak aktarılabilir

 

  1. Bu kredi bedellerinin transferi öncesinde Türkiye’de yerleşik firmalar tarafından ilgili kredi

 sözleşmesinin bir örneği ve yurt dışındaki kredi lehtarının firmanın iştiraki, grup şirketi veya ana şirketi olduğuna ilişkin ilgili ticaret sicil kayıtları aracı bankaya ibraz edilir. Bankalar bu belgelerin kontrolünü yapar

  1. Bu krediler borçlusuna farklı tarihlerde kredi çekme ve geri ödeme olanağı sağlayan, belirli bir

vadesi bulunmayan ve genellikle değişken faizli olan borçlu cari hesap veya rotatif kredi şeklinde

 kullandırılamaz.

  1. Yurt dışındaki grup şirketlerine gönderilen kredi, Türkiye’deki grup şirketine kredi geri ödemesi açıklaması ile geri gelmesi durumunda, ilgili banka kredinin yukarıdaki koşullara uygun olarak kullandırılıp kullandırılmadığı değerlendirilir ve aykırı kullandığını tespit ederse Bakanlığa bildirimde bulunur.

B- Türk Ticaret Kanunu açısından konu ile ilgili açıklamalar aşağıdaki gibidir;

TTK’nun 358. maddesinde, şirketin pay sahiplerine ( yani şirketin ortaklarına ) şirketten borç verilmesi hakkında açıklamalar yapılmıştır. Yani şirket iştirak/bağlı ortaklarına ( yani şirketin ortak olduğu firmalara ) borç verilmesi ile ilgili TTK 358. maddesinde bir düzenleme yapılmamıştır. Burada hareketle şirketin iştirak/bağlı ortaklarına borç verilmesi ile ilgili TTK’da sınırlayıcı bir hükmün olmadığı değerlendirilmiştir.

TTK’nun 358. maddesinde; “Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz.” denilmektedir.

Dolayısı ile TTK açısından yabancı ülkedeki ortaklarına kredi verilebilmesi için;

- Sermayenin ödenmiş olması ve

-Serbest yedek akçelerle birlikte kârının geçmiş yıl zararlarını karşılıyor olması ,

gerekir.

Borçlanma yasağının ihlali halinde, şirkete borçlananların cezai sorumluluğu yoktur. Şirket kasasından, bankasından pay sahiplerine borç verenlerin üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. ( TTK md 562/5. ) Adli para cezası en az 5 gün en fazla 730 gün olarak verilir

 

ve günlüğü en az 20 TL en fazla 100 TL’ye olarak hesaplanır. Kaç gün ve günlüğünün kaç TL olacağı hususu hakimin takdir yetkisine bırakılmıştır.

 

 

C- Vergi Mevzuatı açısından konu ile ilgili açıklamalar aşağıdaki gibidir;

- Şirketin verdiği kredilerle ilgili KVK’nun 13.maddesi kapsamında emsallerine uygun olarak tespit edilecek faiz oranı esas alınarak, borcu kullanan adına fatura düzenleyerek faiz hesaplanması gerekir. Emsallerine uygun faiz oranından daha düşük faizin dikkate alınarak “hazine zararı”na yol açılması halinde örtülü kazanç dağıtımından bahsedilecektir . Örtülü kazanç dağıtımı yapıldığı idare/vergi müfettişi tarafından tespit edilirse fark KV ve KDV cezalı olarak hazineyi zarara uğratan şirketten tahsil edilecektir.

 

Halka açık şirketler ayrıca Sermaye Piyasası Mevzuatına tabidir. Dolayısı ile halka açık bir şirkette örtülü kazanç aktarımının mevcudiyetinin tespit edilirse (emsallerine uygun faiz oranında daha düşük veya faizsiz borç para verilmesi ) , bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerini kaldırılması, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgilileri görevden alınması, örtülü kazanç aktarımı, güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli halini oluşturduğundan, Kurul ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunabilir.

 

-Yabancı ülkedeki ortaklara, ana şirkete ve grup şirketlerine verilen kredi işlemi Türkiye’deki firmanın esas iştigal konusu içinde yer almıyorsa, krediyi veren Türkiye’deki şirket tarafından banka ve sigorta vergisi (BSMV) mükellefiyeti tesis edilmesi ve kredi için hesaplanan faiz üzerinden BSMV ödenmeyecektir. ( 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu 28 maddenin 3.fıkrası )

 

-Yabancı ülkedeki ortaklara, ana şirkete ve grup şirketlerine verilen kredi işlemi bir finansman hizmetidir. Ancak KDVK'nun 12/2. maddesi hükmündeki şartlara ( Hizmet/fatura yurt dışındaki bir müşteri için yapılması/düzenlenmesi ve hizmetten yurt dışında faydalanılması ) uyulması halinde hizmet ihracı kapsamında KDV’ye de tabi olmayacaktır.

Ymm Erkan Ateşli

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *